Yazılı ya da sözlü beyana dayanılarak yapılan sözleşmelerde, tarafların sözleşme şartlarını yerine getirmeleri beklenir. Sözleşmelerden amaçlanan, tarafların üzerlerine düşen borçları, sözleşmede belirtildiği şekli ile belirlenen zamanda eksiksiz olarak yerine getirmeleridir.

Ahde Vefa Nedir?

Kelime olarak sözünde durma anlamına gelen ahde vefa, hukuki bir terim olarak tarafların yapılan anlaşmalara uyma zorunluluğunu belirtir. Hukuki açıdan sözleşmeye bağlılık anlamına gelen ahde vefa, hukukun temel ilkelerinden biri olarak kişileri serbest iradeleri ile verdikleri sözleri tutmaya zorunlu kılar. Bu anlamda bir kişinin baskı ya da tehdit altında olması ya da fiil ehliyetinin bulunmaması gibi hallerde ahde vefa ilkesinden söz edilmez.

Ahde Vefa İlkesi

Ahde vefa ilkesine göre koşulların değişmesi, ani ve risk taşıyan olayların meydana gelmesi sözün tutulmasında engel teşkil etmez. Taraflar gelecekteki koşulları göz önünde bulundurarak sözleşmeye taraf olurlar ve sözlerini tutmakla mükelleftirler. Örneğin; bir binanın inşaatını üstlenen yüklenici firma, ahde vefa ilkesi gereğince, sözleşmede belirlendiği şekli ile binayı kat maliklerine teslim etmek zorundadır. Ancak deprem, sel ve benzeri doğal afetler gibi mücbir sebeplerin varlığı durumunda ahde vefa ilkesine bağlılık aranmaz. Ahde vefa ilkesinin yerine getirilemediği hallerde dürüstlük kuralına uygunluk göz önünde bulundurulur. Sözleşme ile belirlenmiş koşulların, taraflardan birinin mahvı olarak nitelendirilen, aleyhine olacak şekilde değişmesi ya da sözleşmenin devamlılığının dayanılmaz hale gelmesi gibi durumlarda sözleşmenin sonlandırılmasında dürüstlük kuralı esas alınır.

İslam da;
Vefa, ödemek, yerine getirmek ve yetişmek manalarına gelir. İnsanlara karşı maddi ve manevi borçlarını ödemek, sıkıntılı anlarında din kardeşlerinin imdadına yetişip onların ihtiyaçlarını karşılamak vefanın ihtiva ettiği manalardandır.

Vefalı insan, dost-düşman herkesin güven ve emniyet duyduğu kimsedir. Ahde vefa ise; sözünde durmak, yaptığı anlaşmaya sadık kalmak, özünde ve sözünde doğru olmak manalarına gelir. Kulun, Allah’a; ümmetin, peygamberine; müridin, mürşidine; dostun, dos­tuna; aile fertlerinin, birbirlerine; milletin, vatanına sevgi ve sadakatidir.
•Allah ve Rasülüne verdiğimiz söze vefa

Kur’an-ı Kerim, bütün insanların Allah-ü Teala ile ahitleştiğini, hür iradesiyle kendisini sadakat mükellefiyeti altına dâhil ettiğini bildirmektedir.

Ruhlar âleminde Allah-ü Teâlâ ile ruhlar arasında bir misak (akd) yapılmıştır Araf Süresi’nin 172. Ayet-i Kerimesi’nde bu husus şöyle ifade edilir:

“Hem Rabbin: Benî Âdemden, bellerinden zürriyetlerini alıp da onları nefislerine karşı şahit tutarak “Rabbiniz değil miyim?” diye işhad ettiği vakit, “evet” dediler: “şahidiz”, Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz.”

Böylece insan ruhu, Rabbiyle yaptığı bu misaktan sonra fıtrî ve tabii bir sözleşme altına girmiş, O’nun terbiye ve emanetini kabul edip emirlerini yerine getirmeyi taahhüt etmiştir.
•Sair insanlara verdiğimiz söze vefa

İster Allah’a ister insanlara karşı verilmiş olsun, her va’d ve ahit, bir borçtur.

Allah-ü Teâlâ ile yapılan mukavelenin şartları arasında kullar arasındaki muameleye ehemmiyet göstermek, onların da haklarına riayet etmek vardır. En’am Suresi’nin 152. Ayet-i Kerimesi’nde şöyle buyrulmaktadır:

“…. ve Allah’ın ahdini yerine getirin. İşittiniz ya işte size O, bunları ferman buyurdu. Gerektir ki düşünür tutarsınız.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ahde vefanın imanın kemaline işaret olduğunu, vefasızlığın nifak alametlerinin biri olarak değerlendirildiğini ifade eder. İşte verilen bir sözün arkasında durmanın ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anladık değil mi? Verdiğimiz sözleri vefa göstermek dileğiyle…